Adige xabze

Isci

İŞÇİ

Nasırlı ellerle,
Kavramıştı kazmayı sıkıca,
Sallıyordu son gücüyle.
Sıkı ve sağlamdı toprak,
Kolunu her salladığında,
Şişiyordu kol damarları,
Kasılıyordu kuvvetli kolları.
Buruşukluklar beliriyordu,
Alnında sıra sıra,
Sora terler sızıyordu,
Bu buruşukluklardan.
“Hıh” diyordu,
Kazmayı her sallayışında.
Az kalmıştı ama
Başlamıştı sabah altıda,
Şimdi ise öğlen sonu üç,
Kalmıştı geride üç saati.
Kazanacaktı o zaman,
Tam kırk kâğıdı.
Umutla sallıyordu şimdi,
Koca kazma iniyordu toprağa,
Koparıyordu yerden koca parçaları.
Damladı alnından,
Düşen terler toprağa.
Aldırmadı adam,
Gene vurdu kazmayı toprağa.
Oğlu okula gidiyordu,
İsterdi elbet, kalem ile defter.
İstemezdi ama
Mahcup olsun oğlu,
Akranları arasında.
Salladı kazmayı, gene:
“ Tak, tak”
 
Sertti toprak,
Kopup parçalanmıyordu.
“Hıh” ediyordu,
Her vuruşunda.
Ama bıkmıyordu,
 
Vuruyordu, vuruyordu.
Karısının ayakkabısı delikti,
Yenisini alamazdı ama
Yamatabilirdi belki.
Salladı adam kazmayı,
Topraktan kopardı,
Koca bir parçayı.
Yanıyla ezdi kazmanın,
Dağıttı koca toprağı,
Bir kiloda elma almalıydı çocuklara,
Ama kilosu dört liraydı,
Olsun almalıydı.
Nasıl olsa biraz un vardı evde,
Birazda katık.
Salladı adam gene kazmayı,
Teri damladı gene toprağa.
Durdu:
Elinin tersiyle sildi terlerini,
Kolları acımıştı her hal.
Oğlu geldi aklına,
Beyaz yakası, siyah önlüğüyle,
Okula gidiyordu,
Sallamayacaktı o kazma kürek.
Unuttu yorgunluğunu birden,
Sarıldı kazmaya yeniden.
Salladı hırsla arka arkaya.
Ah! Diyordu adam ah!
Yarında çalışabilseydi burada.
Bir gün daha işi olurdu.
Ah! Diyordu adam ah!
Salladı gene kazmayı,
“hıh” etti yeniden.
Daha sıkı sarıldı kazmaya,
Daha sıkı vurdu toprağa.
Ve gene koca ter damlaları,
Damladı toprağa.
Orhan Ocak
01–12–1975 SİİRT

==> ANADoLu SiiRLERi " Sayfasına git