Adige xabze

Simitci





SİMİTCİ

Ayaz var, 
Kesicimi kesici.
Soğuksa, dondurucu,
İçerisine işliyor insanın.
Yerdeki çamurlar,
Donmuşlar, takır takır.
Sabahın ayazında,
Tan yeri atmakta,
Ufku kızıla boyayarak.
Bir çocuk dolaşmakta,
Sokakları bağırarak.
Sesi kısılmış,
Elleri, yüzü, kulakları,
Morarmış.
Ellerini ovuşturuyor,
Arada bir,
Sepetini yere koyarak.
Sesi kısılmış,
“Simit, simit”
Diye bağırmaktan.
Ceket pantolon eski,
Ayakkabısı, çorabı delik,
Çatlak topukları gözüküyor.
Akıyor burnu ikide bir,
Koluyla siliyor arada.
Bazen kalın bir erkek,
Bazen de ince bir kadın sesi,
Arada bir de nazlı,
Bir çocuk sesi:
“simitçi” Diye sesleniyor.
Gözleri parlıyor o an.
Sabırsızlıkla beklediği bu ses,
Ne kadar tatlı geliyor kulağına.
Koşturuyor, sepeti elinde,
Sesin geldiği yana.
Taze taze gevrek simitleri,
Çıkarıp uzatıyor.
Sayıyorlar onlarda,
Avuçlarına demir paraları.
Sıkıca tutuyor onları,
Sonra koyuyor cebine,
Alınan simitler,
Ne güzel gidiyordur,
Sıcak çay,
Reçel ve taze peynirle,
Düşünmüyor ama o bunları.
Sadece ilgileniyor, sattığı simitle,
Ve simit başına.
Kendine kalan dört kuruşla.
Orhan Ocak 10–01–1976
AĞLARCA